PUSLU EYLÜL SABAHLARI

Uykusuz geçen her gecenin ardından bu kez cesaret edeceğim diyorum.


Yayın yok. Tüm yayınları göster
Yayın yok. Tüm yayınları göster
Ana Sayfa
Kaydol: Kayıtlar (Atom)

traffic counters

Blog Arşivi

  • ▼  2011 (1)
    • ▼  Haziran (1)
      • ZAMAN
  • ►  2009 (6)
    • ►  Eylül (1)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Nisan (2)
    • ►  Mart (2)
  • ►  2008 (5)
    • ►  Ağustos (1)
    • ►  Mart (3)
    • ►  Şubat (1)
  • ►  2007 (22)
    • ►  Aralık (5)
    • ►  Kasım (3)
    • ►  Ekim (6)
    • ►  Eylül (8)

Hakkımda

Fotoğrafım
onur
Puslu bir 10 eylül sabahı doğmuşum annemin çığlıkları eşliğinde. Bundandır hep eylüle olan yakarışlarım, sövüşlerim, hayranlığım, malubiyetlerim. Nasıl doğduğumu anlatılanlardan bildiğimden galiba nasıl öleceğimi çok merak ediyorum. Ve sürekli kendi ölümümü tasarlıyorum zihnimde. Ve bazen tasarladıklarımı kaleme alıp onları başkalarına okutuyorum. En çok hoşuma giden insanların yüzündeki ölümden korkar ifade yazımı okuduklarında. Kendimi yormayı, beynimi yormayı, her aydınlığın altında karanlık bir köşe aramayı seviyorum.
Profilimin tamamını görüntüle

NAZIM

NAZIM
Ne güzel şey hatırlamak seni : ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...

ITALO CALVİNO

ITALO CALVİNO
Dünya insandan önce vardı, insandan sonra da var olmayı sürdürecektir ve insan dünyanın kendine ilişkin bazı bilgileri düzenleyebilmesi için bir fırsattır

CAN YÜCEL

Yalnızlığı sevmiyorum
Yalnız kim ola ki
Kendim...
Kendimin kendini sevmiyorum
Kediler hariç...

Kahve ocakçısı olacaktım ben
Tuttum kavlimi
Yazdıklarımsa hep nafile
Hep nişanlı angaje sloganlı
Can, diyorlar, bir kahve yap şu dümenin ağzına
Kallavi olsun!

Bende yoksa kahve, yemişçiden tedariklenip
Ve cezveyi ateşe sürüp, üstüne yemeni, şekerini
Taşırmadan pişiriyorum

Biliyorum, bilmez miyim bu kahve ocağınnan
Ocağımızı bucağımızı
Isıtamayacağımı!

İşte onun içinde de içim titreyerek
Cezvenizi sürüyorum ateşe

SHAKESPEARE

SHAKESPEARE
Yağmuru seviyorum diyorsun, yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...Güneşi seviyorum diyorsun, güneş açınca gölgeye kaçıyorsun... Rüzgarı seviyorum diyorsun, rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun... İşte,bunun için korkuyorum; Beni de sevdiğini söylüyorsun...

Sensizliğe boyun eğdim sonunda. Olmadı, göze alamadım. Her geçen yalnız günümde, sensizlik işkencelerine katlanamadım. Yalvardım ilk defa, durun yapmayın. Kalbimi söküp almayın! Kaç gün sürdü? Neler yaşadım? Nerdeyim? Hatırlamıyorum. O karanlık günleri hatırlamak, hatırlatmak istemiyorum. Bilincim yerinde değil. Geceleri sayıklıyorum hala uyuyabildiğim nadir saatlerde.

Küçük bir odada, On dört yetim çocuk. Ondördüde 10 eylül doğumlu, Ondördüde sonbaharın çocuğu.